Posted by: gitarTELi on: Eylül 4, 2008

İslami camianın tanınmış saygıdeğer alimlerinden Ali Rıza Akgün Hoca tamamen hukuksuz ve asılsız suçlamalarla Gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı 12. Ağır Ceza Mahkemesi nöbetçi hakimliği tarafından tutuklanarak cezaevine konuldu.
Ali Rıza Akgün hocaya yapılan suçlamalardan birinin, İHH vasıtasıyla Türkiye’ye getirilen yaralı Filistinlilerin tedavi gördüğü hastanelerden Güngören İlgi hastasenesinde yatmakta olan Filistinlilerin ihtiyaçlarının karşılanmasında gösterdiği çabalar, ilgililer ve ziyaretçiler ile Filistinliler arasında tercümanlık yapmak gibi suçlamanın da bulunması bir İslam aliminin tutuklanması için ne denli hukuksuz ve zalimane kararlar verilebileceğini apaçık ortaya koydu.
Güngören’deki Haznedar Kültür ve Dayanışma Derneği (HAK-DER) eski başkanlarından olan Ali Rıza Akgün Hoca, ilmi ve irşadi çalışmalarının yanısıra, yazdığı kitaplar ile de tanınıyor.
El Kaide ”şüpheliler”ine yönelik operasyonlar çerçevesinde evine baskın yapılarak hasta haliyle gözaltına alınan Ali Rıza Akgün Hoca’nın tutuklanarak cezavine gönderilmesine değişik sivil toplum örgütlerinden tepki geldi.
Özgür-Der tarafından yapılan açıklamada “Son dönemlerde emniyet ve yargının “el-Kaide ile irtibatlı olmak” isnadıyla mağdur ettiği, hukuksuz bir tarzda takibata uğrattığı, haklarını gasp ettiği insanların listesi giderek kabarıyor. Bu hukuksuzluk zincirinin son halkasını başta Güngören çevresinde olmak üzere İstanbul’un muhtelif semtlerinde iki gündür sürdürülen gözaltılar oluşturmakta. Gözaltına alınan kişiler arasında İslami camianın yakından tanıdığı Ali Rıza Akgün de bulunmakta. Sayılarının 30′u bulduğu zannedilen gözaltına alınan kişilerin somut olarak neyle suçlandıkları, hangi eylem ya da eylem girişiminden sorumlu tutuldukları bilinmiyor. Bilinen tek şey daha önce de yapıldığı üzere medyaya gözaltına alınan şahısların “el-Kaide ile irtibatlı, son derece tehlikeli kişiler” olarak lanse edilmeleri.
Oysa bu kalıplaşmış ifadenin, sergilenen hukuksuzluğu örtmeye yetmediği çok açık. Daha önce de pek çok kez, çevrelerinde İslami kimlikleriyle tanınan kişilerin, uğratıldıkları haksız muamele ve baskılar sonrasında haklarında hiçbir somut suçlama yöneltilmeksizin serbest bırakıldıkları bilinmekte. Bu noktada, zaten yasal takibatı gerektirecek bir suçlamayı hak etmedikleri bilinen ve herhangi bir yasadışı eylemin failleri olduklarına dair aleyhlerinde açık, somut bir delil bulunmayan şahısların bu tarz baskıcı yöntemlerle sindirilmek mi istendiği sorusu akla gelmekte.
Gözaltına alınan şahıslar iddia edilen suçlamaları haklı çıkaracak bir faaliyet içinde olmayan ve çevrelerinde İslami duyarlılıkları ve gayretleriyle bilinen kişilerdir. Bu operasyonun da önceki pek çok operasyon gibi baskı ve sindirme amaçlı, gözdağı vermeye yönelik bir girişim olduğunu düşünüyor, bu tarz hukuk dışı yöntemlere derhal son verilmesini talep ediyoruz” denildi.
İsra Kültür Merkezi yöneticisi Nureddin Şirin tarafından yapılan açıklamada ise Ali Rıza Akgün Hoca’nın tutuklanmasının İslami şahsiyetlere yönelik hukuk dışı baskı ve zulümlerin en bariz bir örneğini oluşturduğu belirtirilerek “tamamen yasal sınırlar içerisinde sosyal ve kültürel faaliyetler ve insani yardım kampanyalarını sürdüren bir derneğin yöneticisi olması, yazdığı kitaplar ve üzerinde çalıştığı konular ile toplumun sahih islami bilgi ile donatılmasına emek vermesi ile tanıdığımız Ali Rıza Akgün Hoca’nın ağır şeker hastası olduğu ve kesintisiz tedavi görmesi gerektiği halde, asılsız suçlamalarla gözaltına alındıktan sonra tutuklanarak cezaevine konulması Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğu tanımlamasının ne denli gerçek dışı olduğunu apaçık ortaya koymuştur” denildi.
Şirin açıklamasının devamında şöyle dedi: “Müslümanlar arasında her türlü aşırı ve bağnaz düşünceler ve tavırlara karşı takındığı yaklaşım ile temayüz eden ve ilmi çalışmalarını da bu yönde yoğunlaştıran Ali Rıza Akgün hocaya yönelik suçlamaların, düzenlenen operasyonların hiç bir hukuki zemini ve dayanağı olmadığını da ortaya koymaktadır. Şöyle ki, İHH aracılığı ile tedavilerinin yapılması için Türkiye’ye getirilen yaralı Filistinli kardeşlerimizin Göngören İlgi hastanesinde bulundukları sırada onlar ile ilgilenmesi, onlar için tercümanlık yapması ve temel ihtiyaçlarının karşılanması için sergilediği çabaların suçlama konusu olarak karşısına çıkması bizler açısından tamamen şok edici bir durumdur. Türkiye kamuoyuna, adalet ve hukuk değerlerine saygılı herkese şunu sormak istiyoruz: Ali Rıza Akgün Hoca siyonist İsrail rejiminin mahkemelerinde mi yargılanıyor ki, böyle bir suçlama ile karşılaşabiliyor? Acaba Ali Rıza Akgün Hoca Filistin davasına verdiği desteğin ve Filistin İslami direnişinin önderi “Şehid İzzeddin el Kassam” üzerine yazdığı kitabın bedelini mi ödüyor? Ali Rıza Hoca siyonist rejime sunulan yeni bir kurban mıdır? Acaba Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin ve güvenlik ve yargı organlarının “terörle mücadele” derken kastettikleri bu mudur? Ali Rıza Akgün Hoca’nın böylesi bir temelsiz, ön yargılı ve hasmane isnadlarla gözaltına alınıp tutuklanması Türkiye tarihi açısından başlı başına bir hukuk skandalı olduğu gibi, Ak Parti hükümeti’nin alnında bir kara leke olarak durmaktadır ve kuşkusuz ki müslüman camia bu hukuksuzluğu hiç bir zaman unutmayacaktır.”
Şirin açıklamasında bütün sivil toplum örgütlerini, duyarlı ve sorumlu bütün şahsiyetleri bu hukuk skandalına karşı harekete geçmeye davet etti.
Eylül 4, 2008 9:08 pm
‘Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir’ diyen herkes dünya tarihinin en büyük yalanlarından birini söylemiştir. Velev ki başbakan olsun.