hırsız

Çaldiginiz parcalari benimle paylasin

Ay isiginda gece yururken

Duygularimi karistirmayin

Sizi gormemisken

 

Caldiginiz parcalari benimle paylasin

Sessizliğin içerisinde otururken

Bir gelip bir gitmeyin

Varlığa ya da yokluğa alışmaya çalışırken

Çaldığınız parçaları benimle paylaşın

Benden aldıklarınızı görmezden gelirken

Bana bakmayın

İnanıp inanmaya çalışırken

 

Çaldığınız parçaları benimle paylaşın

Geri verin benden aldıklarınızı

Benim sizden aldıklarım sizde

Benimkilerini verin

Dalga geçmeyin!

İnsan olun !

Verin ulan!

 

Ammar Yağcı 31 mayıs 2009 01:34 Sharjah

EKONOMİ DERSİ

Mevsim yaz, aylardan Ağustos ayı…

Riviera kıyısında küçük bir kasaba, yaz sezonu, ancak yağmur yağıyor,  yani

kasaba bomboş.

Herkesin borcu var ve kredi ile yaşıyorlar.

Şans eseri bir otele zengin bir Rus geliyor ve resepsiyona 100 $ bırakıp, odaya

bakmaya çıkıyor.

Otel sahibi parayı hemen alıp, et marketine olan borcunu ödüyor.

Market sahibi 100 $ kaparak, hemen toptancıya olan borcunu vermeye gidiyor.

Toptancı büyük bir sevinçle parayı alıp, kriz nedeniyle kredili hizmet veren son

defa birlikte olduğu fahişeye götürüyor.

Fahişe parayı alıp aynı otele giderek oraya olan borcunu ödüyor…. 

Ve o anda Rus müşteri odadan geri dönüyor ve odayı beğenmediğini söyleyip

100 $ parasını alarak kasabayı terk ediyor.

Rus müşterinin bu ziyaretinden somut olarak hiç para kazanan olmuyor, ancak

Tüm kasaba borçlarından kurtuluyor ve geleceğe ümitle bakıyor !!!

 EKONOMİNİN NE KADAR BASİT BİR BİLİM DALI OLDUĞUNU ŞİMDİ

ANLADINIZ MI ?

Kafkasya'da 3.savaşın başlangıcı

Rus kaynaklar Çeçen mürtedlerin elebaşı Kadırov’a dayandırarak verdikleri bilgiye göre Kadırov Cumartesi günü Mücahidlere karşı “geniş çaplı bir operasyon” başlatıldığını bildirdi.

 

Kukla çetebaşı Mücahidlerin ebeveynlerini, akrabalarını ve arkadaşlarını öldürmekle tehdit etti. Kadırov ayrıca “militanlara af çıkarılması” için artık Moskova’dan daha fazla istekte bulunmayacağını bildirdi.

   

Daha önce camiide yaptığı konuşmada, Kadırov Mücahidlere müstehcen sözlerle hitap ederek, ve neredeyse her küfür sözcüğü üzerine Allah üzerine yemin ederek,”Vahabilerle en ufak bir bağlatısı olan herkesi” öldüreceğini söylemişti. Böyle yaparken de, mürtedlerşn ele başı “sadece Rusya içinde, Çeçenistan’da İslam’ın gelişebileceğini” vurguladı.

 

Rus kaynakları ayrıca Çeçenya’nın “bütün dağlık bölgelerinin sektörlere bölündüğünü ve sektörlerin başına sorumluların atandığını” bildirdi.

 

Kadırov “onların 50-70 kişiden fazla olmadıklarını biliyoruz. Ve kısa zaman içinde onların yok edileceklerinden son derece eminim” dedi.

 

Mürtedlere ve Rus medyasına göre Mücahidlere karşı “geniş çaplı askeri operasyon” Cumartesi akşamı Kafkasya Emirliği Nohçiyçö (Çeçenistan) Vilayeti Vedeno bölgesinde başladı.

 

Bu arada belirtmek isteriz ki Çeçen mürtedlerin elebaşı ve Rus kafirlerin komutanlığı daha önce pek çok defa Çeçenya’da ki savaşın sona erdiğini iddia etmişler ve hatta sözde “anti-terör operasyonları”nın bitirildiğini ilan etmişlerdi.

 

Cevherkale’de ki şehadet operasyonuyla bağlantılı son gelişmeler ve Emir Dokka Ebu Osman’ın son video mesajında söylediği gibi bu yılın başlangıcından bu yana Mücahidler tarafından gerçekleştirilen düzinelerce saldırı operasyonları, Rus ve kukla elebaşı tarafından görmezden gelinmeye çalışılırken, bazı Rus uzmanlar bu gelişmeleri “Kafkasya’da 3.savaşın başlangıcı” olarak görüyorlar.

 

Kimdir bu Kadirov?
Ramazan Akhmadoviç Kadirov (Rusça: Рамзан Ахмадович Кадыров)
 (d. 5 Ekim 1976, Tsentoroi, Çeçenistan),
 Çeçenistan'ın 3. devlet başkanı.
 Çeçenistan 2. devlet başkanı Alu Alkhanov'un ölümünden sonra
Vladimir Putin'in desteği ile Çeçenistan devlet başkanı olmuştur.
Devlet başkanı olmadan önce başbakanlık görevini de yapmıştır.
 Birinci Rus - Çeçen Savaşı'nda babası Akhmad Kadirov ile ruslara
 karşı direnmiş, İkinci Rus - Çeçen Savaşı'nda ise Rusların yanında
yer almıştır. Bu ve bu tür davranışlarından dolayı 2004 yılında
Vladimir Putin tarafından Rusya Federasyonu Kahramanlığı Madalyası
 verilmiştir. Kadirov evli ve beş çocuk babasıdır. 2007 yılında
yeniden 4 seneliğine Çeçenistan Özerk Cumhuriyeti başkanı olacak
seçilmiştir. Seçim öncesinde verdiği en önemli vaadi başkanlık
döneminde çeçenistan'ın imarı için çalışacağı olmuştur. Başkanlığa
seçilmesinin ikinci senesinde Grozny şehrinde 20 30 ve 40 katlı
binalar inşaatı için start vermiştir. Aynı zamanda yol ve altyapı
 için de çalışmalar devam etmektedir.

Kim bu Ahmet Arsan?

Hürriyet Gazetesi’nde İslamcı camiada olan biteni yazmaya başlayacak “Ahmet Arsan’ın” aslında kim olduğu tartışma konusu oldu. Ertuğrul Özkök’ün de bugünkü, “İslami kesimin hergele çocuğu” başlıklı yazısında belirttiği gibi Ahmet Arsan Gerçek Hayat dergisinin eski yazarlarından.

Gerçek Hayat’ın yeni çıktığı dönemlerde “Portreler” başlığı altındaki köşesinde 6 aylık bir yazı serüveni olan ve derginin hakim olduğu İslamcı camiada olan bitenleri açık açık yazıp, elindeki çuvaldızı her önüne dokunduran Ahmet Arsan, bu sürede ciddi krizlere de neden olmuştu.

Peki ben tüm bunları nereden mi biliyorum? Gerçek Hayat’ta üç yılını geçirmiş birisi olmam herhalde bu sorunun cevabı için yeterli olsa gerek. İşe başladığım tarih Ahmet Arsan’ın yazılarına son vermesinden birkaç yıl sonrasına denk gelse de onun hakkında editoryal toplantılarda  çok şeyler duydum, dinledim. “Aslında kim olduğunu” öğrenince de derginin şimdiki Yazıişleri Müdürü Faruk Yücel ile yazdığı portreleri okumuş şu yorumu yapmıştık; “Ahmet Hakan Coşkun, Gerçek Hayat Dergisi’nde çok iyi staj yapmış. Kendini iyi geliştirmiş.”

Evet yarından itibaren Hürriyet’in Pazar ekinde İslamcı camiada neler olup bittiğini, neler konuşulduğundan da öteye, hangi fenomen İslamcının aslında ne kirli çamaşırları varmış yazılarını Ahmet Hakan’dan okuyacağız. Aslında Ahmet Arsan’ın Ahmet Hakan olduğunu, Gerçek Hayat’ın 9. yaşına bastığına dair haberde geçiyor. Haber 7, Timeturk ve 8sutun takip edenler bu haberi okuduysa mini ayrıntıyı görmüştür.  Ahmet Arsan, Ertuğrul Özkök’ün dediği gibi Ahmet Hakan’ın tanıdığı. Ama şimdilerde ne “köşesine çekilmiş” ne “başka müstear isimlerle başka yazılar yazan” ne de “Yalnız birisi”… Bütün bu tanımlamaların hepsi Ahmet Hakan’ın bizzat kendisi… Yok  “Ahmet Hakan’ın, yayın yönetmenini filan işlettiğini” düşünmeyin ikisi bir olup okuru fena halde işletiyorlar. Özkök “sıkı takip ettiğim” dediği Ahmet Arsan’ın kim olduğunu iyi biliyor. Siz ısrarla “Yok bilmiyor Ahmet Hakan tarafından fena halde işletilmiş” diyenlerden olabilirsiniz.

Yani…

Aslında bu ismi Gerçek Hayat camiasına yakın olan ya da olmayan pek çok isim biliyor. Yazı yazdığı dönemlerde söylenmese de çay sohbetlerinde o kişinin Ahmet Hakan olduğu hep zikredilmiştir. Ahmet Arsan’ın haklarında “sık sık yazacağı” ve kendisinin de bir zamanlar müdavimi olduğu İslamcıların Tophane’deki mekanı Asude’ye takılanlar da çok iyi bilir.

Derginin kurucusu ve 5 yıllık sahibi Levent Gültekin’in Kanal 7’nin ünlü anchormani Ahmet Hakan’ı yazmaya nasıl ikna ettiği de meşhur hikayedir. Kesinlikle duyulmaması şartıyla “Ahmet Arsan” olarak yazmaya başlayan Ahmet Hakan yüzünden çıkan krizlerin faturasını da derginin o dönemki editör kadrosu ödemiştir hep.

Bir zamanlar liberallerin toplanma noktası olan Yeni Şafak’ta yazan Nazlı Ilıcak’la ilgili yazılarından sonra Ilıcak’ın “Kim bu Ahmet Arsan?” diyerek peşine düşmesi hatta işi “dergiyi basma” noktasına getirmesi çok anlatılan bir olaydır. Ilıcak’ın, takipçisi olduğu ve birçok dosya ve röportajına görüş verdiği Gerçek Hayat’ı protesto ettiği de bilinir.

Ahmet Hakan (Arsan) ne yazmıştı da Nazlı Ilıcak bu denli sinirlenmişti? İşte Ahmet Arsan’ın Nazlı Ilıcak için yazdıkları: “Nazlı Ilıcak kendini bu millete gönderilmiş bir velinimet gibi görür. Hepimiz, onun kurtarıcı desteğine muhtacızdır. O bizim adımıza mücadele etmek için gönderilmiştir. Biz onun göz dolduran mücadelesinin “figüratif unsurları” olabiliriz. Zaten biz onun mücadelesine dayanak teşkil etmek için varız. Gece yatarken hiç şunları düşünmez: “Neden ben? Ben seçilmiş bir kişi miyim? Ne hakla ön safa geçiyorum?” Kafasında bu sorular yoktur. Değil mi ki Notre Dame De Sion’da okurken 27 Mayıs devrimine kafa tutabilmiştir. Değil mi ki, 18 yaşından itibaren mücadelenin içindedir. Bu tavrını o kadar yaygın kullanıyor ki, etrafına sirayet eden bir yönü bile var. Baksanıza, eşi Emin Şirin bile önder rolüne soyunuyor.” (20 Ekim 2001- Gerçek Hayat)

Faruk Yücel ile benim “Gerçek Hayat’ta iyi staj yapmış” yorumu boşuna değil sanırım.

Ali Bulaç olayı da Nazlı Ilıcak krizinden geri kalır değil. Bugünlerde Milliyet’in linç kampanyası başlattığı Ali Bulaç’ı Ahmet Arsan (Hakan) yıllar önce karşısına almıştı. Bu olay da krize neden olmuş, Gerçek Hayat’ın sık sık söyleşi yapıp, görüş aldığı Ali Bulaç da dergiyi protesto kararı aldırmıştı.

Ertuğrul Özkök’ün bugün bahsettiği Ahmet Arsan’ın “Münip Engin Noyan portresi” de camia içinde ses getirmiş ve derginin diğer yazarları Neşe Kutlutaş ve Asım Gültekin, Ahmet Arsan’a tepki göstererek polemiğe dahil olmuşlardı. Haftalarca süren bu süreçte Neşe Kutlutaş’ın, “Müslümanlar adına ortaya pek de hayırlı bir durumun çıkmayacağını görerek” polemikten vazgeçtiğini ve diğer polemikçileri de bu hassasiyetle uyardığını bizzat bilenlerdenim.

Ahmet Arsan’ın bir de gerçek kimliği olan Ahmet Hakan olarak Gerçek Hayat’a verdiği söyleşi var 2006’da. Ona da değinmekte fayda var. Murat Menteş’in Hürriyet yazarı olarak söyleşi yaptığı Ahmet Hakan, İsmailağa cinayetinden sonra, cemaatler hakkındaki yazılarına cevap veren Ahmet Taşgetiren, Ali Bulaç, Hasan Karakaya ve Vakit’e ağır göndermelerde bulunmuştu. Bu röportajdan dolayı, dergi ile Vakit gazetesi arasına kara kediler girmiş, Ahmet Taşgetiren uzunca bir süre dergiyi protesto etmişti.

Ahmet Arsan ile ilgili aktaracağım en şaşılacak bilgi ise “Ahmet Hakan hakkında da portre” yazması. Asıl bomba da bu sanırım. Münip Engin Noyan, Ali Bulaç ve Nazlı Ilıcak ile sert polemiklere giren Ahmet Arsan, “Kim bu Ahmet Arsan yoksa Ahmet Hakan mı?” şeklindeki şüpheci yorumlardan sonra tutup bir de “Ahmet Hakan Coşkun portresi” yazmasın mı? Hem de nasıl bir portre.  Ahmet Arsan, İslamcıları delik deşik eden o çuvaldızı elinden bırakarak eleştirmekten öteye alttan alttan övgüler de yağdırmıştı Ahmet Hakan’a. Ben bu “körler sağırlar birbirini ağırlar” şeklindeki “ucuz yazarlık” olayın ekşisözlük’te çok gördüm. Tanınmış sözlük yazarları, gelen eleştirileri başka bir isimle kendilerini överek savuşturuyorlar.

Yani ez cümle İslamcı camianın hakkımızda neler yazacak diye dört gözle beklediği isim Ahmet Hakan’dan başkası değil ve bunu benim dışımda çok insan biliyor. Ahmet Hakan’ın da “o isim aslında bendim” dediği kişiler de var. Özkök ve Hürriyet gizemli bir reklamla işe başladılar ama aslına Ahmet Hakan’ı ikinci kere transfer ettiler.  Bu deşifre de çifte kavrulmuş fıstık oldu. Her Pazar “Ahmet Hakan eski mahallesinden kimin çamaşırlarını saçacak” diye herkes heyecanla alacak eline gazeteyi. Sonra karşılıklı cevap vermeler başlayacak. Polemiğin beli kırılacak. Ne olursa olsun “bir süre kazanan” Ahmet Hakan olacak ama en azından “Kim bu Ahmet Arsan ya?” sorusunun peşine düşülmeyecek.

Şimdi gelelim Ahmet Hakan’ın, Ahmet Arsan olarak Pazar ekinde neler yazacağına. Ahmet Arsan’ın başlıca hedefi Fehmi Koru olacak. Bu bir tahmin ya da yorum değil. Fasıl gecelerinden sonra, Fehmi Koru’yla müthiş bir polemiğe giren Ahmet Hakan, Ahmet Arsan’ı da yanına alarak cephe genişletmeye gidip, Fehmi Koru - Taha Kıvanç ikilisinin karşısında eşit şartlarda mücadele etmeye hazırlanıyor, biline… 

Göreceğiz…

Ersin ÇELİK

Antisemitizm ve İslamofobia için ortak mücadele

Newsweek Dergisi’nin belirlediği, ‘Amerika’nın en etkili 50 hahamı’ listesinde yer alan Haham Marc Schneier, aynı zamanda Etnik Uzlaşma Vakfı’nın (The Foundation For Ethnic Understanding) kurucusu ve halen başkanı olarak görev yapıyor. Vakfın faaliyetlerinin en önemli bölümünü, Amerika ve dünyadaki Yahudiler ile Müslümanlar arasında diyalogların kurulup geliştirilmesi için yapılan girişimler oluşturuyor.
Continue reading

14 KEZ SUİKASTE UĞRADI, BİR YAHUDİ TARAFINDAN ZEHİRLENDİ

“Kostantiniyye (İstanbul) elbette feth edilecektir. O’nu feth eden kumandan, ne güzel kumandandır! Onu fetheden asker ne güzel askerdir!” hadis-i şerifine nail olan Osmanlı İmparatorluğu’nun 7. Padişahı Fatih Sultan Mehmet bundan 518 yıl önce 1481′de alemlere rahmet için gönderilen o Güzel İnsan’a kavuştu. 21 yaşında İstanbul’u alan Sultan Fatih, Avrupa’daki Ortaçağ karanlığının üzerine bir güneş gibi doğdu.

ÇAĞ AÇIP ÇAĞ KAPATTI
Çağ kapatıp çağ açan Sultan Mehmet II, 29 Mayıs 1453′te 21 yaşındayken fethettiği İstanbul’dan sonra Fatih unvanı aldı. Dünya tarihi ve İslam dünyası için önemli bir dönüm noktası olan İstanbul’un fethiyle, bin yıla yakın bir geçmişi bulunan, maddi ve manevi bir ahlaksızlığın batağında çırpınmakta olan Bizans İmparatorluğu bu tarihte bir daha dirilmemek üzere tarihe gömülmüştür. İstanbul’un fethi; sadece bir beldenin fethi değil; tarihe damgasını vuran, çağ değiştiren önemli bir hadisedir.

Continue reading