Yolculuk

Gidilecek yolların hepsini  tek tek  denedim*

Tüm yollar yine hep aynı sona çıktı

Yolculuk hastalığı var heralde bende

Gitmeyi ya da yürümeyi seviyorum

 

İstek mevzusunda kararlılık çarpışması

Hayattaki tekerlemeleri çıkarma çabası

Ağaçların dallarında tebessüm havası

Yukarıda kalmayı seviyorum

 

Herkes yürüyor herkes koşuyor

  Zıplayıp yükselmek ve atlamak istiyorum

Merdiveni dayamayı özlüyorum

Yanımdakileri seviyorum

Yanındaki sürekliliği talep ediyorum

 

Yolculuk..

Tek güzellik

Herkes içerisinde ayrı bir yalnızlık

Ayrı bir dal…

Ağaçtaki sessizlik ..

Huzur..

Onlar..

Biz…

 

 

27 haziran 2009 02:05

 * bu yazıya eklenecek ağaç resmi var, ulaştığımda ekleyeceğim.

başım döndü, dönmemeli

 Okuyucu Postası

kalabalık olmamalı aslında bu kadar, durmasını bilmeli, bir güne bu kadar yüklenmemeli, parçalamalı ağırsa, bölünmüşlüğü göze almalı, anlamı gözden çıkarmalı

 

bu kadar kelime harcamamalı, biraz da kıymetini bilmeli, elinden çıkanla dilinden çıkan dengede durmazken terazide, tartıp da satar gibi yapmamalı, tutmayan ölçüler üzerine bir hayat kurmamalı

 

peki neden hep yasaklar üzerine bu cümleler? sınırların yok gibi, varsa özgürlüğün.. özgürlüğün yok gibi, varsa sınırların.. cümleler sana aitse, kendi sınırını kendin çizersin, o halde kimin emrindesin? cümleler varsa yoklukta, yokluktan çıkarmakla mükellefsin. yokluğa dalıp varlığı bulmakla mükellefsin. sonrası yok bu işin.

 

tabirine dalarsam tekrar:

uçurtmanın ipini yavaşça bırakır gibi, avucundan kaymasına izin verir gibi.. kuşların gökyüzünde süzülmesini değil de, kanat çırpmasını seyreder gibi.. güvercine gelirsek eğer, hala avuçlarının içinde, o anı bekler gibi..

 

anlatmak, ama neyi? masal mı, hayat mı? düş mü, gerçek mi? aklımdan geçen bir tasvir sadece. manzaranın en hakim yönünden gördüklerimi anlatıyorum. varlığımdan habersizse daha güzel bakıyorum. herkes sahip olmak ister, tabiri böyle güzel olanın aslını anlamak ne mümkün. o yüzden anlatanlardan olmayı seçiyorum, sahip olamadıklarımı..

 

yormamak lazım desem, bir yere varmak mümkün olmaz. dinlenirken yerini korumak kolay değil, koşarken hala aynı yerdeysen. burada ben işin içine karışıyorum, kendimi alıp tekrar devam ediyorum. genele vuruyorum cümleleri, sıradanlığa dahil olma çabasıyla.

 

başımı derde sokan benim, derdimin dermanını bulan yine ben. ya dermanımın derdini uyduran kim? sıkıldığım oyunları orasından burasından kesip yenilerini türetme oyununu keşfettim en son. oradan çıktı belki bu kısır döngü de..

 

elimin bulaşığıyla geziyorum sabahtan beri, temizleyemedim gitti. içimde bir gelgit, dolunaydan mı ki hepsi? bulutun arkasından seyrediyor beni bu gece, sanki dün suretini görmemişim gibi..

 

karanlığı tercih ediyorum, söz hakkı verirlerse. vermediklerinde gözlerimi kapatıyorum, bunu da yeni kesip biçtim, piyasaya sürüyorum. ne sürsen tutar bu aralar, insanoğlu zaten gözünü dünyaya geldiği an kapatmış, ne satarsan alırlar.

 

şimdi, ellerimi çekiyorum bu işin içinden, temize çıkarıyorum. her şeyi elime yükleyen dilim değil aslında, sahibi uğruna kendisini ateşe atan ellerim. şu haliyle mutluysa bırakmak istiyorum onları, her şeyi yükleyip üstüne çekip gitmek istiyorum. ben kaldıramam bu kadar yükü, ellerim zaten kirliyken, biraz daha batar, o kadar.

 

bir ara, yıkarım geçer. kiri yüzeydeyse eğer, akan sular ellerimle temizlenir.

ben sevinirim bu duruma, işime gelen tarafından bakınca.

 

güle oynaya yoluma devam ederim

döner dururum bu döngünün içinde

                                                                                                                      10.06.2009

Yolculuk

Yumurcakların sayısını saymaya

Vaktim yok.

Bir  Yasir gelir mi?

Ondan bile emniyetim yok.

Yasir’ler bir Ammar daha getirir  mi?

Bundan şüphem yok.

Ammar’lar Sümeyye’ler  bulur mu?

Buna  inancım yok.

 

Bir karmaşanın içerisinden çıkartıp

Başka bir karmaşaya girmek mi?

Ona mecalim yok.

 

İnanç mı? Yoksa zaman mı?

Yemin mi? Sevgi mi?

Hiç birine takatim yok.

 

Israra devam etmek mi?

Tekliften birini seçmek mi?

Bende teklif çok  sunuş  yok

Israr yok.

Çeşit çok seçim yok.

 

Akıl mı? Kalp mi?

Şu an ikisi de yok.

Bye bye hepiniz

Hello kalınız.

 

Arkadaş.

Hani? Kim? Nerede?

Dost mu?

Hatıralar da..

 

Bu yol..

Yolumu bilen kıl olur!

İstanbul’un Avrupa yakasında başlar,

Asya  kıtasında devam eder.

Ordan Şam’a geçer,

Şam’dan İran’a selam verir.

 

Sharjah’ta düşünür,

Dubai’den geçer.

Kudus’te yıkanır,

Pakistan’da durulanır.

 

G.o.p’ a  selam verir,

İzmit’e el sallar,

Esenler’e gönül koyar,

İzmir’e sekiz sayar.

 

Üsküdar sahilinden geçer,

İstiklal’de kaybolur.

Haznedar’da kendini bulur,

Yalnızlığın voyvodosuna oturur!

 

 Ammar Yağcı
02:30 sharjah 5-6-9

AK Parti mi ? AKP mi?

AaaKeePee

Olmasaydi

Ya da olsaydi olduguğu gibi kalsaydı

Merkez sağ’dan ayrılmasaydı

Sağcı olmasaydı

Solcu olmasaydı

İslamcı bir parti olmasaydı

Müslüman olsaydı yada olmasaydı ama dik duruşu olsaydı

Fettullahçıların önünü açmasaydı

Nurculuğu yaymasaydı

Laikliği bozmasaydı

Başörtüsüne müdahele  etmeseydi

Ergenekon adı altında suçsuzları tutuklamasaydı

El Kaide adı altında genç Müslümanları tutuklamasaydı

Light islamı yaymasaydı

Yahudilere sahneden bağırıp perde arkasından kucaklamasaydı

AK Parti derdim.

benim için yalnızca aakeepee

 Ammar Yağcı sharjah 4 haziran 2009 14:36

Kuran-i Kerim Meali Dinle

kuran-i-kerim ve meal

Bundan sonra sitemizde Özel FM’in sorumluluğu altında bulunan 7/24 Kuranı-ı Kerim ve meali yayını yapan Risale Fm in bağlantısı sağ taraftaki bileşenler arasında yer alacak. Bilginize..

Kuranı Kerim ile haşır neşir olmanızı tavsiye ediyorum. O’ndan büyük dost yok.
Bizler yalnızca O’nu dinleyerek rahata varabiliriz.

 

Ammar…