asia to gaza yola devam ediyor

Mısır, günlerdir Suriye’nin Lazkiye kentinden Gazze’ye girmek için onay bekleyen Asya konvoyunun El Ariş Limanı’nı kullanmasına izin verdi ancak konvoyda yer alan İranlıları veto etti.

Ahram gazetesine açıklama yapan Filistin Ulusal Kongresi üyesi Halit Abdülmecid, Gazze Karavanı ya da diğer adıyla Asya1 yardım gemisinin Gazze’ye girmek için Mısırlı makamlardan gerekli izinleri aldığını duyurdu.

Mısırlı makamlar İran ve Ürdün’den 46 kişiyi veto ederken, 120 aktivist ise Gazze’ye girebilecek. Konvoy, çoğunluğu tıbbi malzeme ve ambulanslardan oluşan yaklaşık 1 milyon dolarlık insani yardımı 4 yıldır İsrail’in ekonomik ve siyasi ablukası altındaki Gazze’ye ulaştıracak. Mısır’ın İranlıların yanı sıra İran’ın hibe ettiği 10 jeneratörün de bölgeye girmesine izin vermediği belirtiliyor.

Malezya’dan Endonezya’ya Hindistan’dan Japonya’ya 15 ülkeden aktivistin yer aldığı konvoy İsrail’in Gazze’ye yönelik gerçekleştirdiği saldırının ikinci yıldönümü olan 27 Aralık’ta bölgeye girmek istemiş ancak Mısır buna izin vermemişti. Yardım konvoyu Asya’yı baştan başa geçerek 7 bin kilometrelik yol kat etmiş ve Suriye’ye ulaşmıştı.

CİHAN

Furkan Doğan’ın nasıl şehit olduğu anlatılıyor

GAZİMİZ MUHARREM HOCA FURKAN’IN ŞAHADETİNİ ANLATIYOR:
“Ben üst taraftaydım zaten ve burada arbedeler yaşanıyordu İsrailli askerleri ile

Onu arbedelerde hiç görmemiştim ve görene de rastlamamıştım…

…Yani bildiğimiz kadarıyla hiç İsrail askerleriyle karşı karşıya gelmemişti…

Zaten normalde o alt taraftaydı, üst güvertede olanlardan değildi…

Sadece el kamerasıyla biraz görüntü alabilmek için üst güverteye çıkmış olacaktı…

Üst güvertede gördüm onu…

Elinde kamera vardı…

Avuç içi kameralardan…

Tepedeki İsrail Helikopteri’ni çekiyordu…

Gemide karambol de arbede de devam ediyordu…

Ben de bir askerle arbede yaşıyordum…

Bir ara bu arbede esnasında ona sırtımı dönmüştüm ki helikopterden mermi sıktılar…

Arbedeyi bırakıp ona koştum…

Elindeki kamera omuzundan düştü…

Gözleri kaydı… Rengi beyazlaştı…

Yüzüstü yığılıyordu ki tuttum, dizlerime düştü…

Sonra helikopter bize ışık tuttu ve rüzgârıyla bizi savurdu…

Helikopter iyice alçaldı ve o taban rüzgârıyla bizi sindirdi, kalkmak ne ki, kımıldayamıyorduk bile…

Dakikalar geçti aradan öyle…

O hala yerde kıvranıyordu…

Sonra helikopterden gelen ateşte ben de vuruldum…

Sol yanaktan girdi mermi, sağ yanaktan çıktı, dişlerimi parçaladı…

Plastik değil gerçek mermiydi…

Artık 7 dişim yok…

Vuruldum ama benim şuurum kaybolmadı, yerindeydi…

Sonra yaylım ateşten sonra helikopterden aşağıya indiler…

Askerler geldiler… Yüzümü çevirdiler… Kelepçelediler, bıraktılar…

Basımda bir asker bekledi, ayağını sırtıma koydu.

İşte o zaman yerde Furkan’ın sesini duydum…

Furkan ‘water’ dedi.Yani su istiyordu…

Susamıştı…

İsrail askeri silahla sertçe dürttü onu…

Ve o İsrail askeri Furkan’a ‘Uskut ya kelp!’ dedi…

(Sus köpek!)

Asker Furkan’ı küfrederek bir kaç defa tekmeledi…

Furkan’ın hiçbir şey dediğine tanık olmadım ben orada…

Ama İsrail askeri ‘…….. you!’ diyordu…

Furkan bu kez parmağını kaldırdı ve yine ‘water’ dedi…

Yaşıyordu, susuyordu ve açıkça yardım istiyordu…

İsraillilerin cevabı da anlattığım gibi oluyordu…

Sonra benim duyduğum son sözlerini işittim…

İsrailli askerlerin yaptıkları zoruna gitmiş olacaktı…

‘Allah’ım beni şehitlerden eyle’ dediğini duydum…

Sonra onu çekip götürdüler…

Oysa o direnişte bile değildi…

Görüntü almak için yukarı için çıkmıştı ve ben gözlerimle gördüm videoya çektiğini, yani helikopteri çektiğini gözlerimle gördüm, nasıl kameranın omzundan düştüğünü gözlerimle gördüm…

Evine hoş geldin Mavi Marmara – Cüneyt Özdemir

Bugün İstanbul Sarayburnu’nda seni karşılamayı bekleyen aileler için sen artık ‘milli’ bir gemisin. Dünyaya ‘Kaf Dağı’ kadar uzak Gazze’ye giderken ne kadar şensen, bugün aynı limana dönerken de o kadar şen hissetmelisin. Sen yükünün adını ‘insanlık’ koyan, adlarını bile bilmedikleri insanlara umut olmak için yemin eden, gönüllü olan, bir adım öne çıkan insanlarımız için hayat boyu unutamayacakları bir ev sahibisin. Kimi çoluk çocuk bir bayrama gider gibi, içinde taşıdığı umut ile hatırlayacak seni… Kimi o umudu taşıyanların bir gece baskınında yaralandığı hatta öldürüldüğü korku olarak hatırlayacak adını.

Sevgili Mavi Marmara, sen bu ülkenin dini bütün insanını da vicdanlısını da ateistini de aynı utkuya, benzer hedefe götürdün. Farkında olmasa da milyonlarca insanın kalbine gizlenmiş bir ilham perisinin kanatlarının çırpmasını sağladın. Sadece dini, dili, ırkı farklı diye bir ülkenin, artık olmayan bir ülkeye uyguladığı ambargoyu, hedefine ulaşamasan da yardın. Ulaşılmaz, tecrit edilmiş, kaderine terk edilmiş, kuşatılmış Filistin duvarlarını zihinlerimizde yerle bir ettin. Bir ülkenin, bir başka ülkeye ettiği zulmün adını sadece güvertene değil, tarihe dökülen kanlarla yazdırdın. Senin bu yolculuğundan sonra ne Gazze ne İsrail ne de Türkiye için hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Varsın umutlar kanla yıkansın.

Ey Mavi Marmara, sen her ne kadar farkında olmasan da biz her ne kadar ara sıra yerden yere vursak da sen bu ülkenin Dışişleri Bakanı’nın, Başbakanı’nın cansiparane sahiplendiği bir sivil başkaldırının adısın. Bu halinle dünyaya bir meydan okumanın, başkalarının kulluk ettiği devletlere karşı çıkmanın da ilk kıvılcımısın. Türk dış politikasında bir ezberi bozdun. İsrail ve ABD’ye biat etmeyi marifet bilenlerin dengesini allak bullak ettin. Varsın bu celallenmeler, bu meydan okumalar şimdilik cirmi kadar yer yakmamış olsun. Ne gam!

Sen bir ülkenin, bir başka unutulmuş ülkeye giden masal gemisi oldun. İnsanlar insanlara kavuşamasalar da nasıl ulaşabilecekleri umutlara rota tuttun.

Bu uğurda şen gittin, yaslı geldin.
Sevgili Mavi Marmara evine hoş geldin.

cüneyt özdemir

Mavi Marmara Karşılama

mavi marmara, 31 mayıs, özgürlük filosu, freedom flotilla

Mavi Marmara gemisini İstanbul’da on binler karşılayacak. Sivil toplum kuruluşları gemiye yakışan bir karşılama yapmak için kolları sıvadı. Karşılama öncesi bir basın toplantısı düzenleyen STK temsilcileri ve yabancı aktivistler, onbinlerce insanı 26 Aralık Pazar günü Sarayburnu’na beklediklerini söylediler.

31 Mayıs 2010 tarihinde Gazze’ye insani yardım malzemesi götürürken İsrail saldırısına maruz kalan Mavi Marmara gemisi İstanbul’a geri dönüyor. Mavi Marmara gemisine yakışan bir karşılama töreni düzenlemek isteyen sivil toplum kuruluşları ve yabancı aktivistler bir basın toplantısı düzenlediler.

İHH İnsani Yardım Vakfı’nın Fatih’teki merkezinde düzenlenen toplantıya MAZLUMDER, ÖZGÜRDER, İDSB, Birlik Vakfı, TGTV ile İngiltere, Lübnan, İspanya ve Kanada’daki STK’ların temsilcisi aktivistler katıldı.

İHH Genel Başkanı Bülent Yıldırım karşılama töreni hakkında bilgi verdi. Yıldırım, şehit aileleri ve aktivistlerin Çanakkale’den gemiye binip Mavi Marmara ile geleceklerini söylerken, “O gemiye binenler 9 saat boyunca bizim yaşadıklarımızı yaşayacaklar ve belki de o anı hissedecekler’ dedi.

Mavi Marmara gemisinin artık bir özgürlük sembolü olduğunu belirten Yıldırım “Bu gemi bir vicdan hareketiydi ve şu anda bir özgürlük sembolü oldu. Mavi Marmara ile birlikte zafer ve üzüntüyü bir arada yaşadık. Üzüntümüz var, çünkü 9 kardeşimizi şehit verdik. Zaferimiz var, çünkü bir korku imparatorluğu parçalanıyor. İnsanlık kazandı. Onun için Pazar günü yapacağımız bu karşılama biraz da 27 Aralık’ta İsrail’in Gazze’ye yaptığı saldırının yıldönümünün protestosu anlamında da değerlendirilecektir. Pazar günü bütün insanlarımızı bekliyoruz. Bizi yalnız bırakmamalarını temenni ediyoruz” dedi.

MAZLUMDER İstanbul Şube Başkanı Cihat Gökdemir ise Mavi Marmara’ya yakışan bir karşılama yapmak için herkesi Pazar günü Sarayburnu’na beklediklerini söyledi.

ÖZGÜRDER Başkanı Rıdvan Kaya, “Siyonist İsrail, bu davanın sahipsiz olmadığını görmeli. Hepimiz bu davaya sahip çıkmalıyız. Sarayburnu’nda öyle bir kalabalık toplamalıyız ki İsrail bundan sonra böyle saldırılara cesaret etmesin” şeklinde konuştu.

İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları IDSB Türkiye temsilcisi Avukat Ali Kurt ise konuşmasında “Bir avuç sivil aktivistin uluslararası hegemonyayı temsil eden güçlere karşı nasıl üstün geldiğini görmüş olduk” dedi.

İnsan ve Medeniyet Hareketi’ni temsilen katılan Yusuf Öcalan da “Mavi Marmara olayı insanlık vicdanının silahlardan daha tesirli olduğunu bize gösterdi” diye konuştu.

İngiltere’den Kevın Ovenden, İspanya’dan Manuel Tapial, Kanada’dan Kevın Neish, Lübnan’dan Nabil Hallak ve Belçika’dan Fatima el Moutabiti ise konuşmalarında “Yabancı ülkelerden gelmek isteyip de gelemeyen birçok insan var. Ama Türkiye halkının bu karşılamaya gelme imkânı var. Herkesi Sarayburnu’na bekliyoruz” dediler.

KARŞILAMA İLE İLGİLİ AYRINTILAR

Toplantıda bütün sivil toplum kuruluşları adına yapılan ortak basın açıklaması şu şekilde:

BM İnsan Hakları Konseyi’nin 31 Mayıs 2010 tarihinde meydana gelen Mavi Marmara saldırısı ile ilgili onayladığı raporu ile Goldstone Raporu’nun teyit ettiği ve Birleşmiş Milletler ilgili kuruluşlarının da beyan ettiği üzere, Gazze’de insani bir kriz vardır ve Gazze’deki abluka uygulaması kanunsuz ve hukuk açısından sürdürülemez bir uygulamadır.

Dünyanın ortak vicdanı adına ambargo altındaki Gazze’ye insani yardım için giden insani yardım filosuna 31 Mayıs 2010 tarihinde uluslararası sularda İsrail askerlerince saldırı gerçekleşmişti. 9 kişinin hayatını kaybettiği 50’den fazla insani yardım gönüllüsünün yaralandığı saldırı sonrasında İsrail gemilere el koymuştu. Birleşmiş Milletler tarafından da raporla teyit edildiği üzere saldırı sırasında ve sonrasında kasten adam öldürmek, işkence ya da insanlık dışı muamele etmek, kasten azap vermek veya beden bütünlüğünü veya insan sağlığını vahim şekilde ihlal etmek; keyfî tutuklama ve gözaltı, ifade hürriyetinin kısıtlanması, malların gasp edilmesi ve benzeri ağır suçlar işlendiği tespit edilmiş, insan hakları ve uluslararası hukuk ihlal edilmiştir.

T.C. Dışişleri Bakanlığı tarafından diğer gemilerle Mavi Marmara Türkiye’ye getirildiğinde öncelikle yargısal inceleme ve işlemler gerçekleştirilmiş ve daha sonra İHH’ya teslim edilmiştir. Mavi Marmara’nın da saldırının izlerini kaybetmeyecek şekilde orjinal hali korunarak tamiri yaptırılmıştır.

İHH İnsani Yardım Vakfı, yaklaşık 1500 masum sivil insanın ölümü ve binlercesinin yaralanması ile sonuçlanan ‘Dökme Kurşun Operasyonu’nun yıldönümünde onları ve Mavi Marmara’da şehit olanların anılacağı İstanbul’da Mavi Marmara’yı karşılama töreni düzenlemektedir.

Türkiye’den ve dünyanın dört bir yanından yerli ve yabancı aydın, sivil toplum kuruluş temsilcileri, aktivistler, sanatçılar, milletvekilleri, medya mensuplarının yoğun katılımları ile gerçekleşecek olan tören 26 Aralık 2010 tarihinde, Mavi Marmara’nın yola çıkış noktası olan İstanbul Sarayburnu’na gelişi şeklinde saat 13:00’de yapılacaktır.

Çanakkale’de bulunan Mavi Marmara gemisine şehit ailelileri, yaralılar, yerli ve yabancı filo katılımcıları ile medya mensupları buradan binecekler ve gemi Çanakkale’den yolcuları ile hareket edecek. Sarayburnu’na yaklaştıkları sırada çok sayıda tekne ile karşılanacak olan Mavi Marmara sirenler eşliğinde limana yanaşacaktır. Sarayburnu’nda düzenlenen programda İHH dâhil 6 filo organizatör kuruluş temsilcileri, yabancı misafirlerden bazıları, şehit aileleri adına Ahmet Doğan, konuşmalar yapacaklar. Sanatçılar Ömer Karaoğlu, Mikail, Grup Özlem, Grup Yürüyüş, Grup Genç Mavi Marmara için yazılmış ezgilerin de aralarında bulunduğu eserlerini seslendirecekler. Türkiye’nin her tarafından otobüsler tutarak karşılama için binlerce insanın gelmesi bekleniyor. Programda yapılacak canlı yayını çok sayıda ulusal ve uluslararası televizyon ve radyonun seyircilerine aktaracaklar.

Bu vesile ile İsrail’in hem Özgürlük Filosuna ve hem de Gazze’ye düzenlediği vahşi saldırılarına dikkat çekilecek, Gazze’ye uygulanan ambargonun ve saldırıların son bulması için dünyaya tekrar seslenilecektir. Tüm halkımızı, yeryüzünün tüm ezilenlerinin ve mağdurlarının sembolü haline gelmiş olan Mavi Marmara gemisinin dönüşünde onların yaşama umudunu güçlü kılmak adına aramızda görmekten memnuniyet duyacağız. Adalet ve barışın hâkim olduğu bir dünya dileğimizle…

Hz. Hüseyin(R.A.) için yas tutulması

Hazret-i Hüseyin, 10 Muharremde şehid edildi, bu büyük musibet ve üzüntüdür. Hazret-i Ömer, Hazret-i Osman, Hazret-i Ali ve Hazret-i Hamza’nın şehid edilmeleri de, böyle büyük musibet ve üzüntüdür. Fakat, Peygamber efendimiz, Hazret-i Hamza’nın şehid edildiği günün yıldönümlerinde matem [yas] tutmadı. Matem tutmayı da emretmedi. Matem yasak olmasaydı, herkesten önce Peygamber efendimizin ölümü için matem tutulurdu.

Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

(Matem tutan, ölmeden tevbe etmezse, kıyamette şiddetli azap görür.) [Müslim]
(İki şey vardır ki, insanı küfre sürükler. Birincisi, birinin soyuna sövmek, ikincisi, ölü için matem tutmaktır.) [Müslim]

Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin oğlu vefat ettiğinde defin sırasında; peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Bunun üzerine sahabeden birisi ya rasulallah sen de mi ağlıyorsun sorusuna cevaben: Benim de kalbim var buyurdu.

Hz. Hamza Radıyallahu anh’ın şehadetinden sonra Hz.Vahşi Radıyallahu anhu’yu  görmek istemeyişi kendisine Hamza’yı hatırlattığından dolayıdır. Çünkü amcasının katili karşısındadır. Bu bir duygusal bir durumdur. Peygamber efendimiz sallalalhu aleyhi vesellemin matem yani yas tutmasına delalet değildir.

Hüzün yılına gelecek olursak eğer; bu yılda cereyan eden olaylardan dolayı bu isim verilmiştir. Bu yıl içerisinde cereyan eden olaylara baktığımız zaman:

1-peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’e ilk vahiy , ilk emir OKU! İndiğinde –delirdin mi ayol? Neler söylüyorsun sen? Sözleri yerine ona sahip çıkan ilk islam ve ilk destek olan annemiz Hatice’yi kaybetmiştir.

2-Peygamber efendimiz sallalalhu aleyhi veselleme Kureyş’in tüm idaresi ona karşı koyarken yeri kuvvetli olup onu koruyan  amcası Ebu  Talip vefat etmiş; müslümanlara boykot başlamıştır.

3-Allah’tan başka koruyanı kollayanı kalmayan Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem çareyi başka şehire gidip davet yapmakla bulmuş bunun sonucunda Taif’e gitmiş ve oradan da taşlanarak dönmüştür.

Bu olayların cereyan ettiği olaylara da hüzün yılı denmiştir.  Yani peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem amcası Hamza Radıyallahu Anh’ın ve oğlunun vefatına bir insan gibi üzülmüş ne matem, yas tutmuş  ne de bunu periyodik olarak anma haline getirmiştir.

resulu ekreme cebrail hz.huseyni’in şehadetini haber verdiği zaman kendisi buna cok ağlamıstır onunla birlikte olanlarda ağlamıstır hatta o kadar cok ağlamıslardır ki seslerı dışarıya taşmıstır.dışarıdan sesi duyan diğer müminler neden ağladıklarını anlayınca onlarda ağlamışlardır.

Bu ve buna benzer haberler bize ulaşmıştır. Hatta ;Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellem’in ashabından birisinin oğlunun gelecekte bir katliam gerçekleştireceğini  bildirmiş. Bunun üzerine sahabeden o kişi “izin ver ey Allah’ın Resulü oğlumu öldüreyim” dediğinde; peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin izin vermediği bizlere bildirilmiştir.

Bu iki hadisede ki hadislerin sıhhatinin hangi derecede olduğuna dair bir bilgim olmaması ile birlikte. Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin Hz. Hüseyin Radıyallahu  Anh’ın öldürüleceği haberini almasında arkadaşları ile beraber yüksek sesle ağlaması da yalnızca; hüzündür! Yas değildir.

Bu günün hatırlanmasında asla bir yanlış görmediğimi bildirirken, yanlışın altını çizerek Peygamber efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin yasaklamış olduğu YAS (matem) olduğunu bildirmek istyorum.

Elbette şehadetler, şehitler ;kanları ile bizlere yol gösterip ışık tutanlardır.

Ammar YAĞCI-sharjah-Aralık-2010-muharrem-1432

merinos’tan namaz açıklaması

Medyada yer alan haberlere göre Merinos’ta namaz kılmaya izin verilmiyor, İbrahim Erdemoğlu’nun da çalışanlarının cumaya bile gidemeyeceğini söylediği ileri sürülüyordu.

Erdemoğlu, haberler medyada yer aldıktan sonra yaptığı açıklamada, kendilerinin de inançlı ve dini bütün insanlar olduklarını ifade etmiş ve şunları söylemişti: “Kesinlikle çalışanlarımıza namaz kılmayı yasaklamadık .

Değil bir işçisinin inançlarından ötürü ibadetini engellemek gibi diline, dinine, meshebine, ırkına, siyasi görüşüne, hayatta ayrıcalık yapılmamıştır. Bir tane çalışanım da ‘bize böyle bir saygısızlık yapıldı‘ derse işletmenin tamamını kapatırım.

İbadet bizde gizlidir. İlk kez böyle bir şey yaşıyorum. Kendime isyan ederim, babama isyan ederim. Babamızın adına cami var. Hiç bir şekilde böyle bir şey düşünemeyiz.

Kesinlikle yanlış anlaşılmasın ama biz bugün 6 bin tane bayimizi Umreye götürdük. Böyle bir firma var mı? 500 tane öğrenci okutuyoruz. Ben bunları reklam edersem hayrın ne anlamı kalır. Yaşananlar karşısında çok üzgünüm. Allah’a havale ediyorum.”
CİHAN

Asya’dan Gazze’ye /karşılama 17 Aralık

Filistin’in üzerindeki haksız ambargonun kalkması, dünya kamuoyunun dikkatlerini Filistin’deki mağduriyete çekmek ve bir nebze olsun Filistinlilere yardım götürmek amacı ile yola çıkan ASYA KONVOYU; Hindistan’dan aralık ayının 2.sinde yola çıktı ve şu andaİranda olan ASYA KONVOYU 17.12.2010 da Türkiye’de olacak. Türkiye programı hakkında ADANA kamuoyunu bilgilendirmek amacı ile düzenlemeğimiz basın açıklamasına Tüm gönül dostları davetlidir. SAYGILARIMIZLA

ADANA FİLİSTİN DAYANIŞMA PLATFORMU