Gerekli veya gereksiz sorgulamalar yapıldığında, sorgulananın yaşadığı psikolojik şok belirtileri iç alemde huzursuzluğa ve itaatsizliğe dönüşür.
Gerekli veya gereksiz tanımlamaları sorgulanandan çok sorgulayan için yapılmalıdır. Sorgulayan şahıs neye göre yaptığını bilmelidir. Bilmeden hareket ettiği takdirde sorguladığı kişinin önünde var olurken, yok oluşa doğru sürüklenir.
Yine aynı şekilde gerekli veya gereksiz sorgulaması yapan kişi tarafınca hak iddiasıyla yapmış olduğundan karşı tarafta ne tepki uyandıracağını hesap etmelidir.
Nitekim çok soru soran kavimler helak olmuştur. Bu helak genel topluluklar halinde olunmuş olsa dahi, konu değerlendirmesi fertler bazında yapıldığında sorgulayan sorgulananın gözlerinde helak olur.
Bu bahsettiklerim; karanlık oda içerisinde tahta bir masa ucuna oturtulmuş üzerine basık bir ışık verilmiş sorgulanandan veya elleri arkasında beli üzerinde tutan sorgulayıcıdan ziyade bu görüntünün normal hayat içerisinde yaşananların aksettirmesi üzerinedir.
Gerekli veya gereksiz sorgulamada bulunan kişi doğrulardan çok duymak istediklerinin peşindedir. Bu sebepten tarih; toplu ve münferit olaylarda sorgulananların her zaman işkence altında olduğuna şahitlik etmiştir. İşte burada sorgulayanda görünen en kötü ahlak bencillik duygusunun tavan yapmış olmasıdır.
Elbette bu her zaman böyle değildir. İstisnalar kaideyi bozmasa da; kişinin kendi talepleri, şahsi düşünceleri doğrultusunda yol izlenme talebi, sorgu esnasında sorgulananı daha dinlemeden hükmü zaten vermiş olduğuna delil olur.
O zaman ne gerek vardır ki; sorgu masasına, sorgulayana veya sorgulanana. Sonuç gayet net ve açık bir şekilde giriş bölümünde zaten vardır.
Sorgulayanın duymak istedikleri bellidir.
Sorgulananın vaziyeti bellidir.
Taraflar birbirlerini kandırır.
Duymak istenilenler için sorulur, duyurmak istenilenler için susulur ve sorgulayanın kulağının içerisinden geçirmek istedikleri sorgulanan tarafından isteksizce verilir.
Adaletsizliktir!
El mahkum bel gardiyandır.
Büyük bir kandırmacadır.
Sorgucu kendi adaletini kurar, emreder.
Yalan dahi olsa senden duymak ve bu hükmü sorgulananın ağzından giydirmek, kendi gönlünü rahatlattırmak ister. Bu nasıl bir bencillik ve nasıl bir edepsizliktir?
Sorgulananın artık elleri ve gözleri bağlı, beyni işgal edilmiş bir yayın kumanda masası tarafından kontrol edilmektedir.
Gözü körelmiş, kulakları tercihi haricinde duymaz, kurmuş olduğu filmi seyredip inanmış bir sorgucuya istediklerini vermek dışında hiçbir çaresi yoktur.
Ve bu kısır döngüdür, böyle gider.
Altın günlerinde mideye iner..
…Zeynep’ten doğma
Ammar YAĞCI
29 nisan 2011/sharjah
“Duymak istenilenler için sorulur, duyurmak istenilenler için susulur ve sorgulayanın kulağının içerisinden geçirmek istedikleri sorgulanan tarafından isteksizce verilir…”
“Soran” sadece bildiği cevabı kabul eder…
Güzel çıkarım sayın Vera…
eklemiş olduğunuz cümle alıntı yapmış olduğunuz paragrafın özetidir diğer yandan.
teşekkürler.
bildiklerimizle yürüsek cok merhaleler kat edebilirdik. Sorulan sorular mütakibinde meselelerimizi hal etsek herhalde önümüzde ki problemleri kaldirmis olurduk.
Ben teşekkür ederim.. Yazılarınızın devamını beklerim…