Kısa bir süre önce yazılmış olan Kapılar Ve Nefes isimli yazımızı okur okumaz içinden gelenleri bizimle paylaşan
yaşlı bir dostumuzun satırlarıdır..

Yüreğin ellerinden küçücükken henüz ve ciğerlerin daha toyken,hücrelerinde ki oksijen sadece onun kokusuyla doluyken! Sen daha doğmamışken Ammar,henüz dünyalarımız ayrıyken! Senin daha ilk oksijenle acımamışken ciğerlerin,ben düşmeye başlamış acıtmıştım ellerimi! Ellerim ki benim de küçücüktü yüreğimden;yüreğimse korkularımdan…
Bir gün merakın aştı o minicik boyunu ve bir dönüm noktasında bekledin bir müddet! Eşikte beklerken doğmak için burayı öyle merak ettin ki! Ve kendinde öyle bir güç buldun ki evet dedin gitmeliyim! Bir yanda kanında sana sımsıcak yaklaşan anneni düşündün! “Ya ayrılamazsam ondan,ya pişman olursam?”… Ama o naif kasların senin kararsızlığına pek de kulak asmadı ve evet dedin çabaladın,gelmek için,o eşikten geçmek için! O kapıyı iteledin ve geçtin…
Sen de çabaladın,o eşikten geçerken içinden kopup geldiğin nadide insan kadar acı çektin! Bilmeyiz ve hatırlamayız her eşik gibi acı verir o da! Belki hatırlamak da istemeyiz kendimizi suçlarız, keşkelerimizi susturmak için sileriz eşiklerimizi… “Keşke geçmeseydim o eşikten ve ayrılmasaydım o güven yurdundan!” Bunlar ne kadar büyük ve ne kadar zavallıca yargılarımızdır,yargılarımız mı? En çok yolunu şaşırmış bir rüzgar gibi önce çarpar kendimize… En zalimliği ki yine yaparız kendimize…
Bilmez o yüreği ellerinden küçük ,istese de istemese de geçecekti o can,o ruh,o kalp o eşikten…
Ne acısının mimarı,ne o güvenli yuvayı terkedişinin,ne de kendini dışarıya o kadar acıya rağmen atma güdüsünün müsebbibi kendi merakıydı! Ama henüz o bebek bilmiyordu ki oksijenin,o minik ciğerlerini böyle yaktığı o ilk anlık geçiş değildi sadece onu acıtacak!
Ve öğrenmeliydi o bebek,ona bir geç diyen vardı o kapılardan geçerken! Ona o merakı veren,o küçücük bedeniyle zıt kuvveti veren de O’ydu …
Daha kuvvetlenecekti ciğerleri ve yüreği her geçişte,bilemezdi henüz…
İşte sen kucaklarda,dünyanın ilk imtihanını doğmayı öğrenmişken insan belleğinle ben dolanıyordum bahçelerde. Henüz yeni yeni konuşuyor ve yaşadığım ilk ayrılığın acısını tüm bedenimle hissettiğimden midir (her çocuk gibi) yarım yamalak dillerimde önce anne”lerle!
Sonra öğrendikçe taşı,böceği,babayı,kardeşi daha az söylüyordum anneyi,sonra işim düştükçe ki düşüyordum da öyle muhtaçtım ki sevgisine… Başka şeyleri öğreniyordum ve azaltıyordum o kelimeyi… İnsan fıtratım bir ömür yapacağını yapmaya başlamıştı çoktan,bir kere oradaysa sevdiğimiz hep orada olacak yanılgısının,bir yanılgı olduğunu bilemezdim henüz…
Aldanıyordum çocuk algımla renklere,o hani sokakta bir söyletip,öpücükler konduran geçici ilgilere:) Gerçek sevgiyi ilgilerden ayırt edemediğimiz ilkel yaşlarımız… Ki bazımız hala o ilkellikte kalmayı ve gerçek sevgiyi yitirdiğinde anlamaya inat etmeye devam ettik de…
Sen küçücük bir bebekken sana acıyı sunanı öğrenememiş ve işaret de edememişken sana zararı dokunan o kötü çocukları…
Hani o gözüne parmağını sokan kumral,sırıtkan abla vardıya o bendim.Ama refleksin sana gözlerini öyle bir yumdurdu ki acımadı gözlerin:) Öyle korktun ki açmadın bir daha gözlerini ben tependen ayrılana dek… Ağlamamıştın,acıtamamıştım,kızmıştım sana:) Sense güven içinde yumdun ve refleksinin gururuyla hem çarpıyor kalbin hem de bir daha olursa yine kurtarabilir miyim gözlerimi diye düşünüyordun,o minicik kafanın içinden gelen hesaplarla:) Oysa küçüğüm bilmiyordun ki senin o gözkapaklarına ani bir saldırıda kapan emrini yine O vermişti…
Eşikler var,yaşadıkça var olacak… Belki en az doğumumuz kadar acı verecek ve o eşikte ki oksijen yakacak ciğerimizi ve kalbimizi ve ruhumuzu… Ummadığımız küçük bir kız kılığında ki kadar masum darbeler gözümüzü de çıkarmak isteyecek! Sen korkma sevimli bebek o eşikten seni geçiren tüm imtihanına rağmen,karşılığında koca bir dünya sunan Rabbin,seni koruyacakta gözüne girmeye sevdalanmış parmaklardan…
Ona güven, aç gözlerini o parmaktan kaçarken bak güneşin doğuşunu,sevdiklerinin ve hala yanında olanların an be an değişen çehrelerini kaçıracaksın… Korkma küçüğüm lazım olursa yine refleksin seni koruyacak:) Reflekslerin,eşiklerin,ayrılıkların,yüreklerin ve soluduğumuz sevgilerin Rabbine hamd ve sena olsun…
Yüreği ellerinden küçük bebeği böyle koruyan;şimdi yüreği dağlar kadar olmuş Ammar ı yine korur…
27 Temmuz 2011
Yaşlı Bir Dost
TR