Ve Ateş Yaktı Düştüğü Yeri – Dilek Serdar

Keskin bir yanık kokusu burnumun direğini sızlatıyor.

Nerden geliyor bu koku, içim mi yanıyor yoksa; bilmiyorum.

Ölüm gibi bir şey bu…
Ölüm haberi almak gibi..

Bilirsiniz ölümü kaçış yoktur ondan.
Hazır olduğunuzu sanırsınız her ne zaman gelirse haberi ölümün. Ve bir gün ansızın geliverir meydan okuduğunuz haber.
Continue reading

Fethullah Hoca’nın Kalbi Bizden Yana – Bülent Yıldırım Röportaj

Nursel Tozkoparan’ın  Bülent Yıldırım ile gerçekleştirmiş olduğu yayınlanan Röportajın tamamıdır.

Mavi Marmara’nın yola çıkma hikâyesi nedir? Böyle bir organizasyona nasıl karar verdiniz?
İlk organizeye başlarken daha önce bu çalışmayı yapan Avrupa da ki kuruşlarla görüştük ve ‘Son Liman Özgürlük’ adı altında bir çalışma başlattık.  Gemi kiralamak istedik fakat sigorta şirketleri yanaşmadı tam bu sırada dökme kurşun operasyonu başladı.  Gazze savaşı sırasında bunu erteledik. O savaşta Gazze de olduk oradaki sıkıntıları gördük, tıbbi malzemelerin eksikliğini gördük, ihtiyaçları fark ettik ve oradaki ambargoyu kaldırma komisyonu başkanıyla bir toplantı yaptık.   Ambargonun kalkmayacağını, bu savaş durmuş olsa bile sessiz bir soykırım olacağını konuştuk. Bunun üzerine tekrar çalışmalara başladık. Tabi bu arada gemi kiralanmayınca satın alma fikri doğdu ve bir kampanya yaptık.

Peki, özellikle Gazze’ye gideceğiniz için mi sigorta şirketleri size gemilerini kiraya vermediler?
Hayır, ama insanlar İsrail’den korkuyordu. Çünkü gemi piyasasının çoğunluğu İsrail’in elinde, İsrail’in etkisi altında. Özellikle sigorta şirketleri ve uluslararası ticarette İsrail’in buna engel olacağını düşünüyorlardı. Gazze’ye gidecek gemilerin mimli olacağını düşünüyorlardı. Biz de kampanya başlattık.Türkiye çapında konferanslar düzenledik, kermesler yaptık derken halkın büyük bir ilgisi oldu ve sonuçta Mavi Marmara’yı ve diğer iki yük gemisini aldık.

GÜRSEL TEKİN “MAVİ MARMARA’DA OLMAK İSTERİM” DEMİŞTİ

Siz bir sivil toplum kuruluşunuz ve sivil toplum kuruluşları kendi iradesiyle hareket ederler. Fakat bu önemli ve riskli bir yolculuktu, çıkmadan önce istişare yaptınız mı?
Biz Türkiye’deki bütün kurumlarla ve partilerle istişare ettik. MHP, CHP, SP, BBP ile görüştük. AK parti ile görüştük.

Continue reading

مجلة من حرم الجامعة إلى العالم مسابقة الكاريكاتور الدولية

 

مسابقة الكاريكاتور الدولية

(12 سبتمبر – 12 نوفمبر 2011)

يشهد العالم مأسة كبيرة منذ سنوات طويلة، بينما يعاني الناس من السمنة الناتجة عن تنوال الطعام يشكل كثيف غير واعٍ ويعاني الناس الذين لا يتمكنون من العثور على التغذية الأساسية اللازمة للبقاء على قيد الحياة من الجوع ويكافحونه حتى يتوفون بسبب ذلك.

تم ترتيب هذه المسابقة بهدف لفت الأنظار إلى الوضع  الوخيم الذي تتواجهه البلدان الإسلامية و خاصة المجتمعات المستعمرة في النسوات الاخيرة.

موضوع المسابقة:
“المجاع، والسمنة، والموت”

Continue reading

KAMPÜSTEN DÜNYAYA DERGİSİ ULUSLARARASI KARİKATÜR YARIŞMASI


(12 Eylül – 12 Kasım 2011)

Dünya yıllardır büyük bir trajediye şahit olmaktadır. Bir tarafta bilinçsizce yemek yemelerinin bir sonucu olarak obez olan insanlar varken, diğer tarafta ise hayatta kalmaları için gerekli olan temel besin maddelerini dahi bulamayan, açlıkla mücadele eden ve açlıktan ölen insanlar var.

Bu yarışma, son yıllarda ümmet coğrafyasında ve özellikle sömürge toplumlarında karşılaşılan içler acısı bu durumun vehametine dikkat çekmek amacıyla organize edilmektedir.

Yarışmanın Konusu:

“AÇLIK, OBEZİTE ve ÖLÜM”


Katılım Şartları:

  1. 1.    Yarışma herkese açıktır; yaş sınırlaması yoktur.

Continue reading

Kampüsten Dünyaya Dergisi 2.Sayısına Hazırlanıyor

Biz Boğaziçi Üniversiteli bir grup öğrenci olarak, “Kampüsten Dünyaya” adı altında bir dergi çalışması yürütüyoruz. Bu dergi projemizle amacımız her sayımızda zulüm altında olan farklı bir coğrafyayı konu edinip araştırmak.

Bu araştırmamız boyunca, ilk önce kendimizi bilinçlendirip daha sonra ulaştığımız bilgileri dergi aracılığıyla kendi yaşıtlarımız öncelikli olmak üzere ulaşabildiğimiz kadar çok insana ulaşarak zulüm altındaki ülkeleri gündemimize taşımak istiyoruz.

Bizim için önem arz eden bir diğer husus ise; dergilerimizi belli bir miktar bağış karşılığında veriyoruz ve elde ettiğimiz tüm bağışları o sayımızda hangi ülkeyi işlemişsek o ülkede bulunan yetimlerin 1 yıllık masraflarını üstlenmek üzere vakfediyoruz.

Continue reading

Koca Dünya’da Beş Kişi Kaldık ve Kalacağız

Bazı çığlıklar dalgaları aştı, liman kentlerde oturanlar marangozluğa soyundular ve toparladılar ne varsa, dalgaların arkasında düşen bomba yurtlarına bir şeyler götürebilmek için tüm yer yüzü seyrederken.

Dünya alemin kaçırdığı bir şey varken bundan beş sene önce beş arkadaş  tekneleriyle açıldılar, geçtiler kıtaları ulaşmak için etrafı duvarlarla, üzerileri fosfor bombalarıyla sarılı şehre. Beş kişiydiler beş senede beş yüz bini geçtiler dünya aleminde. 6 milyar insana karşı 500 bin kadar olabildiler beş kişilerken.

Bir şeyler değiştirmekten ziyade en azından seslerini çıkarmak, hangi taraftan olduklarını bildirmek istediler dünya ümmetine. Beş kişiydiler o zaman hiç bilemediler aştıkları dalgalar gibi; dalga dalga büyüyebileceklerine.

İsrail’de bilemezdi tabi 9 kişiyi vurunca dünya halklarının arasında bu denli kamuoyu oluşacağını, oradaki hükümette bunu kestiremedi. Yönetim bir nebze olsun dünyanın gözünde iflas etse de; unutmamak lazımdır hiçte oralı değiller yaptıklarına. Bunu beklemek zaten büyük bir yanlıştır, bekleyen varsa.

Sonrasında işler kendiliğinden gelişti  halklar adına. Güzel insanlar üzerinden ekmekler yenmeye başlandı. Eskiden kan akıtılan çocuklar üzerinden güdülen siyaset şimdi sınırları aştı ve akan kanları durdurmaya çalışanların kanları üzerinden de güdülmeye başlandı bir şeyler. İşte bu politika başı yalan sonu dolan.

Hangi ucundan tutarsan tut boklu bir değnek, duyguların yerle bir edildiği koca bir kıyım makinası, kalplerinin cihaz içerisinden parça parça çıktığını görebilenlere.

Ne demiştik yazının başında ? Beş kişiydiler, insan olan destek verdi ve sayıları arttı.
Hikaye gayet açık ve net “Ya kan akıtanın yanında yer alacaksın, ya da karşısında”

O şehirler bombalanırken canlı kalkan olarak gidenleri anlayamayanlar, bugün o  şehirden ziyade oradaki çocukları bombalayanların desteklediği takımı şekerlerle, çiçeklerle karşıladılar.

Lütfen gaza gelmeyelim, antimavimarmara’cılara,  bjk taraftarına veya  çevremizdeki Müslümanlara kızmayalım. Onların bir çoğu biz yola çıkarken yanımızda değillerdi zaten. Bizi anlamalarını beklemeyin.

Gazlık durum olursa  onlar İsrail’e de karşı olurlar Kudus’e de karşı olurlar. Hava neyi gerektiriyorsa halklar ona göre zaten gitmeye mahkum olmuş.

Kabil’e karşı olabilenlere selam olsun..

Dün beş kişiydik, bugün de beş kişiyiz, yarında beş kişi olacağız.
Arada bir; akabe biatları olacak, herkes dalgalarda yüzmek isteyecek , gemiler kalkacak,  yalnız bu iş hep üç beş kişiye nasip olacak.

16 eylül 2011-Ammar YAĞCI
Bugün sabra ve şatilla katlimının yıl dönümü

MeFeKa ! nice yıllara dostum (2)

14 eylül yani dün MefeKa’nın yıl dönümüne denk gelmektedir. Öncelikle kendisine yaşamış olduğu bu hayat içerisinde Allah’ın razı olacağı nice yıllara temennisini bildirmek isterim :)

İkinci olarak’ta MeFeKa kardeşimizin yaşasaydı 4 yaşında olacağını bildirmek istediğim bir bloğu eskiden var olduğudur. Tekrardan blog alemine dönüp güncel olaylara isviçreli doktorların tavsiyelerini bildirmesini ve mizahıyla bizi şenlendirmesini bekliyoruz.

Bu bağlamda her ne kadar kelimenin orjinali nostalji olsa da sizlere bir iki nostaj-link yapmak istiyorum:

MeFeKa Blog’tan yılın fırsatı 3. Kez Kaçtı
MeFeKa ! nice yıllara dostum  (1)

Bu arada Flickr’dan http://www.flickr.com/photos/mefeka/
Ve Twitter’dan : http://twitter.com/#!/mfurkankara
Kendisini takip edebilirsiniz.. 

15 Eylül 2011
Zeynep‘ten doğma Ammar YAĞCI